Uzun zamandır anlattığım bir şey var:
Türkiye ve dünya çok sert bir döngünün içine girdi. Bu döngü ne ani başladı ne de sürpriz. Yıllardır, özellikle 2023’ten itibaren, 2024–2025–2026 hattını defalarca anlattım. Bugün yaşadıklarımız, gökyüzünün çok önceden verdiği fragmanların sahneye taşınmış hâlidir.
Ben astrolojiyi bir kehanet oyunu olarak değil, sembollerin dili olarak okuyorum. “Şu olacak, bu olacak” demekten çok, neden bu süreçlerden geçiyoruz sorusuna cevap arıyorum. Çünkü artık mesele kişiler, isimler, gündelik tartışmalar değil; mesele toplumsal ve kolektif yüzleşme.
2024’ten itibaren hızlanan bir süreç içindeyiz:
Gizli olan açığa çıkıyor
Güçlü sanılanlar küçülüyor
Dokunulmaz zannedilenler sorgulanıyor
Bu sadece Türkiye’ye özgü değil; dünya genelinde benzer bir çözülme yaşanıyor. Pluto’nun Kova geçişi tam olarak bunu anlatır: sistemlerin içinin boşalması, çürüyen yapıların ifşası ve kolektif hesaplaşma.
Bugün basında, siyasette, kurumlarda gördüğümüz skandallar “tesadüf” değil. Bunlar bir anda ortaya çıkmıyor; sadece artık saklanamıyor.
Son dönemde dikkatimi en çok çeken şeylerden biri şu:
Bir kişi hakkında bir dosya açıldığında ya da bir olay patladığında, toplumun hızla “zaten hak ediyordu” demesi.
Oysa mesele birinin hak edip etmemesi değil.
Kimsenin kalbine girip hüküm verecek bir konumda değiliz.
Burada hatırlatmak istediğim çok eski bir kıssa var:
“Aranızda ilk taşı günahsız olan atsın.”
Bu söz, bugün yaşadığımız sürecin anahtarı gibi çalışıyor. Çünkü gökyüzü bize şunu söylüyor:
Taş atma dönemi değil, aynaya bakma dönemi.
Bu dönemin bir diğer önemli teması da mağduriyet söylemi.
Herkes mağdur, herkes haklı, herkes öfkeli.
Ama gerçek şu ki:
Bir toplum uzun süre yüzleşmeyi ertelerse, yüzleşme sert olur.
Bir yapı uzun süre temizlenmezse, temizlik sancılı olur.
Astrolojik olarak baktığımızda, bu yıllar “pembe tablolar” çizme zamanı değil. Gerçekçi olmayan herkes, çok sert bir gerçekle karşılaşabilir. Buna halk da dâhil, yönetenler de.
Özellikle altını çiziyorum:
2026 yılı, hem Türkiye hem dünya için tarih kitaplarına girecek bir yıl olacak.
Bu dönemde:
Politik ve toplumsal kırılmalar
Ekonomik yeniden yapılanmalar
Kitle hareketleri, isyanlar, grevler
Sismik hareketlilik ve doğa olayları
Sağlıkla ilgili yeni gündemler
çok daha yüksek sesle konuşulacak.
Bunları söylemek “felaket tellallığı” değil.
Bunlar, gökyüzünün sembolik dilinde açıkça yazan başlıklar.
Depremler, doğa olayları ve yer hareketleri bu döngünün önemli bir parçası.
Bu bir korkutma dili değil; tedbir çağrısıdır.
Bilim insanları da söylüyor, gökyüzü de aynı yere işaret ediyor:
Hazırlıksız yakalanmamak zorundayız.
Bu yazının özü şudur:
Kimse kimseye taş atmasın
Kimse mağdur edebiyatıyla hakikati bastırmaya çalışmasın
Herkes kendi payına düşenle yüzleşsin
Çünkü bu dönem, aydınlanmanın bedel istediği bir dönem.
Ve bazen uyanmak için acı bir faturayla karşılaşmak gerekir.
Son söz yine bize ait değil.
Kalpleri evirip çeviren bir irade var.
Bizim yapabileceğimiz tek şey:
Sağduyulu olmak, birlik duygusunu kaybetmemek ve hazırlıklı kalmak.
Sevgiyle,
Güvende kalın.
Detayları videomdan da izleyebilirsiniz..